Kendi Kitabını Okumak


Berin TUNCEL Uzman Psikolog & Psikoterapist

“Hakkında iyi şeyler duyduğunuz bir kitap var elinizde. Güzel bir kapağı, sizi yormayacak bir kalınlığı var. Ne zamandır şöyle sakince bir elinizde kahve, diğer elinizde böylesi bir kitap kendinizle kalmamıştınız.

Telefonunuzu kapattınız. En sevdiğiniz aydınlatmanızın ışığı altında, başladınız okumaya. İlk sayfayı açtığınızda başlayan öykü size bir yerden tanıdık geliyor. İlerliyorsunuz, ilerledikçe sayfalar derinleşiyor ve derinleştikçe kendinize geliyorsunuz. Zira o da ne, bu kitap tam da sizden bahsediyor. Sizi siz yapan her detay var bu kitapta; çocukluğunuz, gençliğiniz, aşklarınız, en sevdiğiniz giysileriniz, aileniz ve işiniz. Şaşkınsınız belki. Çok kitap okumuştunuz ama hepsinde kendinizden bir parça bulmuştunuz. Ama bu kitap öyle değil doğrudan sizi anlatmış. Sadece yaşadıklarınızı değil üstelik, hislerinizi, düşüncelerinizi...

Sonlara yaklaştığınızda sayfaların seyreldiğini, bugüne geldikçe boş sayfaların sayısının arttığını fark ediyorsunuz. Ve bitiyor…
 
kendi kitabını okumak


Şaşkınlık içerisinde yeniden başlıyorsunuz. Başa dönüyorsunuz tekrar okumak, emin olmak için. Ama o da ne, hikaye değişmiş. Evet olaylar aynı gibi ama anlatım başka, kurgu başka; bu kez başka bir gözle okuyorsunuz.
Tekrarladıkça azalıyor kitabın sayfaları. Kısalıyor zaman. Geçmiş ve gelecek kayboluyor yavaş yavaş ve koskoca bir kitap tek bir sayfa kalıyor. An be an parlıyor, öyle çok parlıyor ki göz göze geliveriyorsunuz kendinizle.

Bütün zamanlar “an” da birleşiyor ve sizi meydana getiren tüm parçalarınız bir tek “görüntü” ile bütünleşiyor. Adeta bir noktasınız şimdi. Tamamlanmış, yenilenmiş ve her an yenilendiğinin bilincine erişmiş.”
Kendi kitabını okumak, kendini tanımak daha önce adım atılmamış iç kıtalara adım atmak sarsan, ürküten, dönüştüren, güçlendiren, yeniden yapılandıran bir deneyim.

Her insan dünyaya bir anlam içererek gelir. Rabbimizin her birimizden bir muradı vardır. Bu bizim kulluk yolculuğumuzun ana eksenini belirler. Başımıza gelen acı-tatlı her olay, karşılaştığımız her insan manyetik bir alan oluşturur ve bizi kendimiz olmaya sürükler.

Biz, şikâyet eder, itiraz eder, direniriz. Değişmekten korkarız, görmekten korkarız. Unuttuğumuz hakikati hatırlamaktan korkarız. Verdiğimiz sözü –elest bezminde verdiğimiz o sözü- hatırlamaktan korkarız.
Kendimize bahanelerden oyuncaklar yapar ve kendimizden onlara kaçarız. Kimi zaman bir ömür oyalanır yine de yerimizden kımıldamayız. İnsanız.

Kadın bedeninde gelmiş isek dünyaya Rahîm olan Rabbimizin isminin en büyük emanetçisiyizdir. Ve bu ismin tecelli edeceği-yansıyacağı bir insana dönüşmemiz gerekir. Bir merhamet ırmağı olmaktan korkarız.
Kendi kitabını okumak demek, Allah-u Teâla’nın kullarına emanet ettiği isimleri idrak etmek ve o isimlerin kendimiz olma yolculuğumuzdaki yansımalarını fark etmek demektir.

Bu sessiz, içe dönük ve sancılı fark ediş serüveninin her insana has olması, her insanın içinde taşıdığı kişisel bir terbiye edici kuvve olması hakikatine dayanır. Mürebbî dediğimiz bu kuvve, Rabbimizin bizi hiçbir zaman yalnız ve çaresiz bırakmadığının, her daim kendisini bilme çabasında olan kullarının yanında olduğunun nişanesidir.

Neslin ve nefsin mürebbisi olan kadın, kişisel terbiye edicisini tanımaz ise; toplum bir kaosa sürüklenir. Kadın, kendi ekseninden uzaklaşırsa; toplum da eksenini yitirir.

İşte bu nedenle bir kadının kendisi olması, başta Rahim ismi şerifi olmak üzere bütün isimlerin emanetçisi olarak yeryüzünün halifesi olma bilinci ile var olması toplumu ve dünyayı kaybettiği eksene geri döndürecek, onu yeniden yapılandıracak ve modern insanın kendine yabancılaşma derdine deva olacak yegâne çözümdür.
İnsanoğlunun kendi bilinmezine duyduğu derin korkuyu aşması ancak kendi ile yüzleşmesi ile mümkün olacaktır. Ve bu yüzleşme cesaretini ilk gösterecek olanlar da bedenlerinde bilinmezliğin merkezini taşıyan ve anne olma şerefi ile yeni dünyalar doğurmanın tadını bilen kadınlar olacaktır.

Buna inanıyorum.

Doğmanın ve doğurmanın, yeni bir kimlik kazanmanın; kendi olma yolunda büyük adımlar atmanın tadını bilen kadınlarımızın sahip oldukları gücün büyüklüğüne gönülden inanıyorum.

İşte tam da bu yüzden, siz bu satırları okurken uzunca yıllardır bu inanç ve gayretle kaleme aldığım kitabım da raflardaki yerini alıyor olacak.

Her insanın Hz. İnsan olduğu ve kendi olan her insanın insanlığın aslî tabiatına doğru atılmış büyük bir adım olduğu inancı ile yazılan bu kitap sizlerin kalbine dokunma ümidini taşıyor içinde.

Mutlak iktidarın, gücün, öfkenin, aklın ve hazzın egemen olduğu günümüz dünyasına derin, sakin, gerçek ve kalıcı bir merhamet damarıdır açmayı hayal ettiğim.

Derinlerin, bilinçdışının, alem-i gaybın kapısına yakın duran biz kadınların, gerçek gücümüzü zaten içimizde taşıdığımızı, dışarıdan bize enjekte edilmeye çalışılan sahte enerji kaynaklarına ihtiyacımız olmadığını idrak etmeyedir davetim.

Ne kadar çok parçadan oluştuğumuzu görmeden, ne kadar büyük bir bütün olduğumuzu fark edemeyiz. Bütünleşmek ve modern insanın yitirdiği bütünlüğe yeniden erişme ümidi ile…

Kendi kitabını okuma sırrı ile buluştuğunuz, kendinize doğduğunuz ve her an yeniden doğmanın lezzetine vakıf olduğunuz bir kapı olma inancı ile…

“Kendine Doğmak” sizlerle…
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.

Yazarın Diğer Makaleleri

Yazarın Tüm Yazıları »