Yıllar Geçerken…


Berin TUNCEL Uzman Psikolog & Psikoterapist
Bir yılın daha sonuna geldik. 2016’ya veda ederken, bize neler kattığını ve bizden neler götürdüğünü kendimize sormaya ne dersiniz?

Her yıl bir okuldur, insanı kendine yaklaştırır.

Ama hangi insanı?

Kendine doğru yürüyen insanı…

Hayat, biz ona adım attıkça kapılarını açar bize, biz yerimizde saydığımızda ise üzerimizden akıp geçer hiç çekinmeden.

İçinden çıkamadığımız sorunlarla boğuşurken, takvimler yeni bir yılın yaklaştığını duyurur. Heyecanlanır ve yeni yılın bize yenilikler ve güzelliklerle gelmesini isteriz.

İsteriz zira zamanın da ruhu vardır.

“Ve’l asr” der Rabbimiz yüce kitabımız Kuran-ı Kerim’de: “Asr (zamana) a and olsun.”

Zamanla kurduğumuz bağ da kendimizle kurduğumuz bağ gibidir. Bilincimizle, idrakimizle ilgilidir.

Okuduğumuz, yaşadığımız her şey; bizle, kim olduğumuzla, bilinç düzeyimizle ilgilidir.

Yeni yıla dair iyi dilekler biriktirirken içimizde, karşımızda bir ruh olduğunun bilincine erişmemiz gerekir. Zamanı ciddiye almamız gerekmektedir.

Zaman ne takvimlerdir, ne de saatler. Hepsinden daha ötededir, daha büyük ve yücedir.

Einstein Rölativite kanununu geliştirirken Asr Sûresi’ne inanıyor olsaydı acaba ortaya nasıl bir tablo çıkardı?

Zamanın göreliliği olarak bilinen bu kanun, cisimlerin ışık hızına yaklaştıklarında zamanın daha yavaş aktığını söyler bize.

Çok beğenilen İnterstaller filmi de zamanın göreliliğinden bahseder bize. Fizik teorilerine göre uzayda yolculuk yapan bir adamın kızından daha genç kalabileceğini gösterir. Elbette ışık hızına yaklaşabilirse insanoğlu…

Gençlik iksirlerini aradığımız şu yüzyılda, yaşlanmamak için uzayın derinliklerinde yaşamaya bile razı gibi modern insan. Yaşlanma karşıtı kremlerin çözemediği bir şeyden bahsediyorum. İnançtan…

Geçen yılların oku bize yaşlanmayı, hastalıkları ve günü geldiğinde de ölümü işaret ederken, gidişin tek yönlü olduğunu düşündürürken; “zaman” bedensel yaşlanmanın ötesinde bir noktaya işaret eder. Zamana dokunabilir, onu soluyabilir ve zamansızlıkla muhatap olabiliriz.

Olabiliriz çünkü ruh yaşlanmaz. İnsanın iç aleminde geçen zaman, tıpkı Rölativite kanunundaki gibi farklı çalışır. İç alemin sonsuzluğuna dokunan insan artık kalıplara sığmamaya başlar. Yaşlılık ve bedensel her türlü yakınmalar maddi cismimizle ilgilidir. Oysa kalp, zamandan ötededir.

Hülasa okuyucu,

İnsan, yeni olan ne varsa; aradığını ummaktadır onda.

Yenilik, inançtır.

İçinde eskir insan ve içinde özler yeniyi. Geride kalsın ister keder, geride kalsın gam.

Oysa zaman, sayılara sığmayan anlamıyla der ki, ne geçmiş çok yakın ne gelecek çok uzak.

İç içeyiz daima.

Milatlar ve miadlarla…

“(Allah) buyurdu ki "Yıllar sayısınca arz'da (dünyada) ne kadar kaldınız?  Dediler ki "Bir gün ya da günün bir kısmı kadar kaldık, (bilip) sayanlara sor. Dedi ki "Yalnızca az (bir süre) kaldınız, (bunu hakkıyla ve vaktiyle) bir bilseydiniz." (Mü'minûn Suresi 112- 114)”
 
 
 
 
 
 
 
 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yorumlar (3)

şeyda taşkın
10:08, 17 Ocak 2017 Salı
İnterstaller güzel filmdi :)
Berin Tuncel
23:16, 13 Ocak 2017 Cuma
Çok teşekkürler Dilek Hanım, sevgilerimle...
Dilek
11:41, 10 Ocak 2017 Salı
Yazilarinizi ilgiyle takip ediyorum Berin hanim. Sevgiler

Yazarın Diğer Makaleleri

Yazarın Tüm Yazıları »