Kadının Yapıcı Olma Özelliği Toplumlar İçin Bir Avantaj

Toplumda hak-adalet arayışı sağlamak ve toplumun sesi olmak için adım attığı gazetecilik mesleğinde, dünyanın birçok ülkesinden siyaset adamı ve kadınıyla röportajlar gerçekleştiren Sevil Nuriyeva, mesleki kariyerinde başarılı kadınları ön plana çıkaran birçok çalışma gerçekleştirdi. Nuriyeva, Doğu ve Batı’da pek çok başarılı Müslüman kadının olduğunu, Doğu coğrafyası kadınlarının başarıları ile öne çıkarılması gerektiğini söylüyor.

Çok küçük yaşlarda gazeteciliği kafanıza koymuş birisiniz. Özellikle sizi gazeteciliğe iten neydi?

Ben Azerbaycan’da doğdum. Benim gazeteci olmak istediğim zamanda, Azerbaycan’da yeni yeni bağımsızlığa kavuşma süreci başlamıştı ve Özgürlük Harekatı devri araya girdi. Biz de ortaokulda kendimizi bu harekatın bir parçası olarak idrak etmeye başladık. Ve o dönemde hakkımızın, milli çağrılarımızın karşılık bulmaması… Enformasyon ablukasında kaldığımız zamanlardı. Hocam da yazı kabiliyetimi iyi bilirdi. Çünkü ben ortaokulda okul gazetesinin editörlüğünü yapmıştım. Ulusal gazete ve dergilerdeki köşelerde yazmaya başladım. Olimpiyatlarda birinci falan oldum. Dolayısıyla ben de o dönem kendi milletimin, ülkemin sesini bir yerlere duyurayım istedim. Gazeteci olma isteğimi ortaya koydum ve bu şekilde toplumda hak, adalet arayışı, milletin sesi olma gayreti içerisinde çok sevdiğim bu mesleğin içerisinde buldum kendimi. Bu şekilde de üniversiteye kabul edildim.

Aileniz de destek oldu mu?

Kesinlikle. Zaten aile yapım okumaya, yazmaya, yetiştirmeye çok meyillidir. Ortaokulda iken müzikten sanat dallarına, el sanatlarından piyanoya kadar çocuğun yetiştirilmesinde ne gerekiyorsa yapan bir aile idi. Bütün kardeşlerim için de durum böyle oldu. Hepimizin bu şekilde büyütülmesi destek gördü. Babam da annem de buna yatkın, okumuş ve bir yerlere gelmiş aydın insanlardı.

EDEP VE SABRIM, SAKİN KALMAMI SAĞLIYOR

Uluslararası siyaset bir ateş çemberi aslında. Hem onun içerisinde bulunmak hem bir kadın ve anne olmak… Bu ateş çemberinin içerisinde nasıl böyle naif ve sakin bir duruş sergileyebiliyorsunuz?

Çok teşekkür ediyorum. Siyaset her zaman benim ilgimi çekti. Gazeteciliğe 17 yaşında yani üniversite birinci sınıfta  başladım. Azerbaycan Devlet Televizyonu’nda başlamıştım göreve. İlk günden itibaren de siyaset, uluslararası ilişkiler, dış politika ve jeostrateji ile iç içe oldum. Elbette ilk yıllar kendi ülkemdeki iç politikaları falan gündeme getiriyor, bunlara kafa yoruyordum. Daha sonra küresel dünyanın bir parçası içerisinde olduğumuzu ve bu parça içerisinde küresel sistemi algılamadan iç politikayı analiz etmenin bir anlamı olmadığını idrak ettim ve elbette oraya yoğunlaştım.

Mesela çok fazla roman, tarih kitaplarının yanı sıra ben jeostrateji üzerine yazılmış kitapları da severek okuyordum. Dolayısıyla hep kendimi oralarda hissetmeye başladım. Zaten bu sebeple de ikinci eğitim almak duygusunu hissettim. Radyo Televizyon ve Gazetecilik Bölümü’nü bitirdikten sonra Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü okudum. Çünkü ben bir gazeteciyim, eğitimini gördüğüm bir alandayım lakin araştırma yaptığım alan jeostrateji-uluslararası ilişkiler olduğu için onun da eğitimini almak istedim. Böylece o iki dalı, bir yerde pekiştirmiş oldum.

Bu kaotik ortamda nasıl sakin kalınır derseniz… Esasında duygusal bir insanım; gerginliğini de, sevincini de, heyecanını da hemen dışarı vuran birisiyim. Adap konusu başka bir şey… Hangi meslekte olursanız olun, adap çizgisini rencide etmeden o mesleği yürütmenin bir teori olduğunu düşünüyorum. Edep ve edepsizlik önemli bir çizgidir. İnsanın genel varlığını da çerçeveleyen bir sınırdır. Ben bütün kaotik ortamlarda rencide etmemekten, bozmamaktan yana olduğum için belki de sabrım bana bu anlamda yardım ediyor. Bozulmamaya dikkat ediyorum.

sevil nuriyeva azerbaycan gazeteci

TAYYİP ERDOĞAN, SAMİMİYETİ VE DOĞRUCULUĞU İLE BENİ ÇOK ETKİLEMİŞTİR

Birçok siyasetçi ile de işiniz gereği tanışıyorsunuz. Çok da fazla röportaj yapma imkanınız oldu. En çok dünya ve Türkiye’den sizi kimler etkiledi?

Pakistan’ın geçmiş başbakanlarından rahmetli Benazir Butto, beni hakikaten çok derinden etkilemişti. Onunla birkaç defa röportaj yaptım. Hatta Pakistan’a dönüşünden sonraki en son röportajlarından birini de ben almıştım ondan. Hem iktidarda olduğu zamanki söyleşisi, hem ülkesinden giderken muhalefette olduğu dönemdeki Londra yaptığımız söyleşisi, hem de yeniden geri dönüş serüveni içerisindeki söylemleri… beni çok etkilemişti. Fikirlerini kabul ederim ya da etmem, burası beni ilgilendirmez sonuç olarak Pakistan halkı her şeye karar veriyor. Ama kişiliği, hayat hikayesi, kadın olması nedeniyle başından geçenlerin onda bıraktığı izler, bütün izlere rağmen hanımlığını koruması, Pakistan’a ait olma duygusunu kaybetmemesi beni çok etkiledi. Batı ile bu kadar haşır neşir olup da kendi değerlerinden vazgeçmemesi de başka bir etkileyici faktördü. Dolayısıyla akıllı, zeki doğu kökenli Müslüman bir kadınla tanışmanın getirdiği bir duygu da var üzerimde. Benim nezdimde hep saygıdeğer bir hanımefendi olarak kalacak. Tevazusu ile neyi temsil ettiğine bakmaksızın karşısındakine verdiği değer benim için çok kıymetliydi. Bir belgesel de yaptım kendisiyle ilgili, Londra’ya da bunun için gitmiştim. Meslek hayatımın kıymetli çalışmalarından biriydi, çok da güzel bir anı oldu benim hayatımda.

Etkileyen diyemeyeceğim ama İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in benim üzerimdeki etkisi; karşısındaki kim olursa olsun gazeteci bile olsa konuyu İsrail menfaatine göre yönlendirme kabiliyeti oldu. Ben ona aykırı sorular soruyorum; o, sorulara beni de ortak etmenin stratejisindeydi, beni hayretlendirmişti. Tabii ki ben onun gibi düşünmeyen birisiyim, Filistin halkının duygularını dile getirerek biraz ağır sorular sormuştum. Lakin usta siyasetçi kafası ile benden gelen ağır soruları nasıl yumuşatarak bana döndürmeye, yumuşatmaya gayret ettiğini de sezmiş oldum.

Çok severek aldığım röportajlardan birisi ise sayın Erdoğan’dır. Çok sevdiğim bir liderdir. Zaten şu anda dünyada benim nezdimde tek lider var o da Türkiye’nin şansına denk gelmiştir. Kendisinin duygusu, samimiyeti, doğruculuğu beni etkileyen yönleridir. Türkiye’deki birçok siyasetçi ile röportaj yapmış birisiyim fakat ben Tayyip Erdoğan kadar samimi, onun kadar ağzından çıkan sözlerle gözleri arasındaki vahdeti oluşturan çok nadir lider gördüm. Çok etkilendim, duygulandım. Zaten onun liderliğinin, onun söyleminin, onun eylemlerinin üzerimdeki etkisi ile yıllar önce ondan röportaj almak istemiştim. Ve bunu da başarıp o röportajı da yapmıştım.

KADINLARI TOPLUMA FAYDALI OLMAK İÇİN YARATILMIŞ GÖRÜYORUM

Röportaj yaptığınız önemli kadın siyasetçileri, önemli yapan şeyler nelerdir sizce?

Mesela bir röportajım İran Şahı Şah Rıza’nın Türk kökenli eşi Farah Diba ile Fransa’da olmuştu. Ben özellikle Farah Diba’nın “Hatıratlar” kitabı çıktıktan sonra onunla görüştüm. Beni çok etkilemişti o kitap. Bir kadının omuzlarında sürüklediği o trajedik olayların hepsi, çocuklarını kaybetmesi, bunun üzerine o duruşunu hiç bozmadan aile birliği, dirliği ve kendi ülkesinin kaderinde rol oynama gayreti içerisinde sergilediği duruş… beni hep etkilemiştir.

Meslekte en sevdiğim dallardan biri; kadınların üzerine programlar yapmak, onların sırları üzerine söyleşiler yapmaktı. Ben başarılı, güçlü kadınları; ülkesinin, ailesinin, toplumun önderi olabilen kadınları o toplumlar için daha cazibeli buluyorum. Daha örnek verici buluyorum.
Bunun yanı sıra yok edici, ezici kadınların olduğunu da biliyorum. Hep irite olmuşumdur. Ben kadını topluma bir faydası olması için yaratılmış olarak görüyorum. Bunu çok önemsiyorum.
Yaradanımızın kadına vermiş olduğu önemi ve peygamberimizin kadına verdiği değeri, kadınlarla ilgili söylediği fikirleri okudukça anlıyorsun. Kadın çok önemli bir değerdir. Kadının eğitimi, geliştirilmesi, hayatımızda kadın ağırlıklı projelerin desteklenmesi o toplumu çok ciddi anlamda olumlu etkiler. Ben o nedenle kadınlardaki özelliği, başarıyı çok önemsiyorum. Gazeteci olarak da bunu hep ön plana çekmekten hoşlanıyorum.

DOĞU VE BATIDA, PEK ÇOK MÜSLÜMAN BAŞARILI KADIN ÖRNEĞİ GÖRMEK MÜMKÜN

İslam ve Doğu coğrafyasını en iyi bilenlerden birisiniz. Şu an bu coğraflarda kadınların durumu nedir? Neler yapılabilir kadınlar için?

Doğu coğrafyası ve Müslüman aleminin bunca sıkıntı ile karşı karşıya kalmasının çok ciddi nedenleri vardır. En önemli nedenleri; bu coğrafyanın jeostratejik konumu, yer altı kaynakları zenginlikleri, bu coğrafyadaki petrol, su ve doğalgaz rezervleri, Afrika’yı da içine katarsak altın rezervi, mücevher zenginliklerinin mevcudiyeti… Bizler bu coğrafyada yeniden açılım arzusu yapan, bu coğrafyanın kaderinde rol almak isteyen büyük güçlerin kavgasına şahitlik ediyoruz şu anda. Bundan dolayı Irak, Afganistan vs. hikayeleri bitmeden devam ediyor. Büyük küresel güçler ve finans çevreleri tarafından bu yerlere, sürekli maşa profilli yönetcilerin gelmesi arzu ediliyor.

Genel anlamda baktığımızda kültürü, edebiyatı, tarihi ile bu coğrafyanın çok derin kodları var. Ve bunun en başarılı numunelerine örnek olarak da kadınlarımız var. Sanatta, edebiyatta, bilimde vs. Ama malesef coğrafya o kadar ağır bir perspektif içerisinde boğuşmakta ki biz o kadar zarif ve ince gelişmeleri gösteremiyoruz. Sadece Doğu için de söylemiyorum. Batı’da şuan o kadar çok başarılı Doğu ve Müslüman kökenli bilim adamları, siyasetçiler, sinemacılar, gazeteciler var ki… Mesela sadece BBC’nin kadrosuna bakarsak ne kadar Müslüman kökenli başarılı ve kaliteli kadın meslektaşlarımızın olduğunu göreceğiz. Zemin oluşturulduğunda bu coğrafyanın insanının başka insanlardan bir eksiği falan yok. Zekası yerinde, aklı, başarı kabiliyeti, ısrarı ve toplumuna fayda verme hevesi de yerinde.

Türkiye, tüm Müslüman coğrafyası için örnek teşkil etmektedir, bu nedenle kıymeti çok mühimdir. Ben bu anlamda çok büyük şeyler yapılabileceğine inanıyorum ama bir an önce savaş ortamının durdurulması, bu coğrafyanın üzerindeki oyunların sona ermesi gerekiyor. Kadın profilinin çok öne çıkmasının bu acı ortamın sonlanmasında çok büyük rol oynayacağından da eminim.

KADINLAR YAPICI DURUŞLARIYLA UMUT IŞIĞIDIR

Her dönem Türkiye’de farklı kutuplar olduğunu biliyoruz. Sizce kadınlar arasında aşılmayacak kutuplar var mı ve kadınlar bunları nasıl aşabilir?

Kadın, anadır.  Sonuç itibari ile ailenin de birliği ve dirliği için kadının zekası, eğitimli olması, liderliğe soyunması çok önem arz ediyor. Evet toplumda siyaseten bazı gerilimler olabilir, bunlar normal şeylerdir. Ama kadınların, ailenin yapıcı unsurlarları olan kabiliyetleri ile birlikte o toplumda yapıcı bir unsur olma avantajı var. Dolayısıyla kadınların bu anlamda taraf gözetmeksizin siyasi gerginlikleri görmeksizin, Türkiye’nin geleceği için ortak projelerde birleşmesi; Türkiye’nin geleceği adına çok ciddi umut ışığı yakabilir ki ben çok derin çatlakların olduğu fikrinde de değilim. Siyaseti çok aktif yaşayan bir toplum Türkiye. Hele Ortadoğu coğrafyasında bunca savaşın olmasına rağmen Türkiye’nin o sakin, istikrarlı bölge olma ruhu bütün bu coğrafya için umut ışığı yakarken; içerdeki alimi bilim adamıyla, sanatçısı öğretmeniyle, avukatı ile hep beraber Türkiye’de nasıl daha güzel günlere gidebiliriz sorusuna cevap bulunabilirse bu toplum çok fayda görmüş olacak.

Zor günler geçiriyoruz. Bizim en büyük sorunumuz ne? Nerede yanlış yapıyoruz?

Eğitime çok ciddi yatırım yapmalıyız. Sorun demeyeyim de nerede zayıfız onu söyleyeyim. Eğitim çok önemli bir kilit anahtarıdır. İnsan yetiştirmeliyiz. Şu an bizim insan potansiyelimiz çok yüksek ama ileriye 20 sene 100 sene sonraya bakarak Türkiye’yi inşa ediyorsak en önemli yapacağımız şey, insan yetiştirmek olacaktır. Bunun da yolu eğitimden geçer. Eğitimde ilimle irfanın, bilgi ile hikmetin ittifakını oluşturmamız lazım. Sadece bilgiye dayalı bir ilimin anlamı yok. Hikmet ile birlikte okunması, en önemli olandır. Fizikte kimyada bilim adamları yetiştirmemiz lazım. Uzay ile ilgilenmemiz lazım, dünyada hakim güce dönüşmemiz için “Daha fazla kontrol altına alabileceğimiz bilim dalı noktalarına nasıl hakim olabiliriz?” gibi sorulara cevap vermemiz lazım. “Savunma sanayisinde hangi teknolojilerle biz bir numara olabiliriz?”, sadece Almanların, İngilizlerin, Amerikanların yahut Yahudi ve İsraillilerin değil “Türk ürünü olarak ne ile ortaya çıkabiliriz?” sorularını düşünmek lazım. Teknolojide daha ileri gitmemiz lazım. Bunların da tek yolu eğitim ve insan yetiştirmekten geçer.

Uzun zamandır gazetede yazdığınızı biliyoruz aynı zamanda televizyonda da sizi görüyoruz. Bundan sonraki projelerinizden de bahsedebilir miyiz?

TRT Haber’de yeni bir tartışma programına başladık, pazar günleri. TRT Haber Radyosu’nda pazartesileri programımız var. Önümüzdeki süreçte coğrafyayı irdeleyen bir kitap çalışmamız olacak. Detayına girmeyeyim ama şuanda çalışmalarını yapıyorum. Kadın ağırlıklı bir projeye başlıyorum inşallah. Tüyolarını vermeyeyim ama çok ilgi çekici bir şey olacağını düşünüyorum. Örnek kadın profilleri ile Türk toplumunun dikkatini çekecek bir şey olacak televizyonda. Türkiye’ye fayda sağlayacak işler yapmaya gayret ediyorum. Azerbaycan neyse benim için Türkiye’de odur; vatanımdır, devletimdir. Onun için bu toplumun fayda görmesi, bireysel olarak benim, ailemin de fayda görmesi demektir.

SURİYE TOPRAKLARINDA KADINA YAPILAN ZULÜM SON BULSUN

8 Mart Dünya Kadınlar Günü için mesajınızı alabilir miyiz?

Ben özellikle son dönemdeki Suriye topraklarında ve bu coğrafyada kadınlara yapılan zulümlerin durmasını çok istiyorum. Kadının yüzünün güldüğü bir dönemi arzuluyorum. Çocukların, kadınların, yaşlıların ölmediği bir dönem arzu ediyorum. O kadar acı hikayeler yaşanmaktadır ki, burnumuzun dibinde…Bu derin yara ile her şeye rağmen ilerleyeceğiz. Kadın- sevgi ittifakında bir toplum ümit ediyorum. Dinimizin de emrettiği gibi kadına verilen değer konspetinde bir coğrafya arzuluyorum. Yüzü gülen kadın döneminin gelmesini istiyorum.

İrem Uluerciyes

Merve Akdoğan

İstanbul Üniversitesi Radyo TV bölümü mezunu olan Merve Akdoğan, web içerik editörüdür. Moda, Kadın, Stil, Güzellik, Seyahat/Gezi alanlarında içerikler üreten editörümüz, alanında uzman isimlerle röportajlar da yapmaktadır.

Henüz Yorum Yok

Bir Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.