Aşkı Hz. Mevlana’dan Öğrenmek

Aşk, bir iksir, hem de sihirli… İnsanı rezil de eder, vezir de!

Kimi vardır, geride bıraktığı ömründe bir kere bile aşık olmadım/olamadım diye söylenir. Bunu övünerek mi anlatır, yerinerek mi, bilemem. Ama, bir hakikat vardır ki, herkes aşık olamaz.

Aşk, ‘‘rakik’’ (=ince) ruhlara nasip olur. İşte, o yürek herkeste bulunmaz.

Mizaç meselesidir. Belki de Tanrı vergisi…

Aşk, hele bir onun sarmaladığı beden öyle bir zarafete bürünür ki, o insanın ruhu yükselir adetâ. Davranışlarına yansır. Duygusallaşır, kâh gözyaşı döker, kâh bulutlara yükselir.

Ah, aşk, sen nelere kadirmişsin diyesi gelir dışarıdan o halleri gözlemleyenin!

Kısacası, aşık güzel insandır.

Sevdiği için kendini feda etmek, XXI. Yüzyılın materyalist toplumunda her babayiğidin harcı değildir, vesselam.
Ben aşık olayım diye ortalara dökülemezsiniz. Eğer nasibinizde varsa, aşk sizi bulur, çeker. Cezbeder. O yana doğru seyredersiniz.

Maşuk, dilerse/seçerse aşık olursunuz.

Ne var ki, aşk vücudunuzu/ruhunuzu sarmaşık gibi sarınca ne yapacağınızı bilemezsiniz.
O nedenle, aşıklara yol göstermek lazım.

Aziz Aysha okuyucuları, aşkın bu nedenle bir de vazgeçilmez ‘‘eğitimi’’ vardır; adı da tasavvuf’tur.
Size nasıl ve kime aşık olacağınızı öğretirler.

Hz. Mevlana, Mevlevi olmak üzere kapısına gelen bir gence, ‘‘Evladım sen hiç aşık oldun mu?’’ diye sormuş; olumsuz cevabı alınca ‘‘Öyleyse, sen önce bir aşık ol, sonra bana gel!’’ demiş.

Aşk, kalbi yumuşatır.

Hz. Mevlana’nın diliyle ‘‘rebab’’ın telleri gibi inlemeye başlar gönlün telleri…
İşte, işin sırrını Allah buyuruyor: ‘‘Ben kırık kalplerin yanındayım.’’

Tasavvuf, bu ilkeden hareket eder, kişinin ruhi tekamülünü sağlayacak sürece…

Aşk, ehl-i tasavvufun elinde müridin önce günahlarını, sonra nefsini (egosunu) yakacak ateştir.
O ateşle yıkanır salik.

Mecazi (somut) aşktan başlar yola, ilahiye doğru seyreder. Başka bir deyişle ‘‘Leyla, Leyla..’’ derken Mevla’yı bulur.

O’nu bulduğunda Cenab-ı Hak, ol kulunun yüreğini öyle kaplar (ıstıva) eder ki… İşte, o andan sonra Allah’ın ölçüleriyle her sevgi hem yerini, hem dozunu bulur.

Allah için sevmek.

Allah, güzel olduğu için sevilir.

Güzeli, ancak güzel olabilen sevebilir.

Tasavvuf, bunun ilmi ve sanatıdır.

Aşkı, Hz. Mevlana’nın Divanı’ndan okuyun. O yüreğin nasıl muhabbetullahla yandığını hissetmeye çalışın.
Kim bilir, belki de bir gün aynı lezzeti siz de tadabilirsiniz.

İşte o zaman Hz. Mevlana’nın şu beytine kulak verin:

‘‘Aşıksan, aşk davasında gerçeksen bana uy, benimle otur, çünkü seher çağlarına dek, sabahlara kadar uykum gelmiyor benim, uyumuyorum ben.’’
 
 
 

Mim Kemal Öke

Yazarımız Prof. Mim Kemal Öke, siyaset bilimi profesörü, roman yazarı. “Atatürk’ün doktoru” olarak tanınan, kendisiyle aynı isme sahip Mim Kemal Öke’nin torunudur. 35 yaşında profesör olarak Türkiye’de profesör unvanını alan en genç kişi olmuştur.

Henüz Yorum Yok

Bir Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.