Doğum Yolculuğunu Keyifli Geçirmek Mümkün

Kadının gerçekten zihinsel ve ruhsal bütünlüğüne dokunuştur doğum. Bu bütünlük içinde doğum kolay, keyifli, neşeli ve huzurlu olabilir. Şimdilerden doğum ve doğum yolculuğu birtakım kirli bilgilerle oluyor.

Kadın toparlanmadıkça, düzelmedikçe kadın kendini iyi hissetmedikçe; toplumun, ailenin, çocuğun ve erkeğin düzelme şansı yok. Kadın, çok önemli. Ve doğum da bütün güzelliklerin fiziksel ve ruhsal olarak yaşandığı bir alan, artı olarak çökmelerin de yaşandığı bir alan. İşte biz düzelmelere ve farkındalıklara, iyileşmelere buradan başlarsak; hamileliği, doğumu, lohusalığı bir fırsat görerek kadına dokunup iyileşmeleri başlatabilirsek aslında tüm topluma dokunmuş oluruz.

yenidoğan

Doğum yolculukları kadının kendi kimliği ile ilgili kirli algılarıyla yanlış, olumsuz, zihinsel kalıplarıyla oluyor. Onun için kadına temas etmek ve yeniden doğum yolculuğunu kurgulamak, aslında kadını yeniden kurgulamak. Yeniden kurgulamakla da kastım aslında apayrı ya da hiç bilmediğimiz bir şey değil. Özüne doğru bir yolculuğa çıkmasını sağlamak. Yani ilahi programına doğru bir yolculuğa çıkmasını sağlamak. Çünkü öyle olmadığı zaman ortada sıkıntılar, kirli bilgiler, olumsuz zihinsel kalıplar, koşullanmalar, şartlanmalar oluyor.
Kendinde var olanı bildiğin zaman kirli bilgilerden arınmak ta kolay oluyor, zaten kendini bildiğin zaman var olan bilgi; o yolculuğu güzel, keyifli ve neşeli hale getiriyor. Kadınlık, annelik, doğum, lohusalık yolculuğu… Özde bunların hepsi birbirinden güzel süreçler.

Daha çocukluk yaşlarında hatta anne karnındaki dönemimizde veya çocuk aklımızla duyduklarımızı, gördüklerimizi, şahit olduklarımızı yorumladığımız bir dönem var. Mesela 5 yaşındaki bir kız çocuğu televizyonda bağrış çığrış bir doğum izliyor. Buradaki zihinsel kalıp ne oluyor? Doğum eşittir facia bir süreç… Kadını acı çekerken, çevresini endişeli görüyor. Yani burada bir tehdit var diye düşünüyor, bu bilgi onda yer ediniyor. O kız çocuğunun doğumla ilgili kalıbı, tehdit unsuru içeren bir süreç olduğuna yönelik oluyor. Sonra bu bilgiyle, inançla kadın doğurmaya giderse; kadın kasılır, beden gerilir ve süreç olumsuz işler.

Tüm bu olumsuz süreci yaşamamak için eğitim de alsak, bilgilensek de, yaşımız ilerlese de çocukluktan kalan inanç kalıplarını, bedeni hareket ettiren ilk bilginin kirli ise silinmesidir. O silinsin ki doğru bilgi iş görsün. Okuduk, gördük, korkulacak bir şey yokmuş dedik; ama 5 yaşındaki tesir bizde hala varsa beden hala korkuyor demektir. İlk bilgi, derinlerdedir. Sonradan edinilen bilgiler, ilk bilgiye uymuyorsa beden tarafından, bilinç altı tarafından çok da itibar edilmiyor o bilgiye. Onun için bilinç akılla, farkındalıkla o bilgiyi silmek lazım.

Mesela korkuyla doğum yapmış bir annenin bebeği, dirençsiz bir şekilde hayata gelir. Çünkü annedeki duygu, korku. Bir şey olacak telaşı var, doğuruyor ama korkuyla doğuruyor. Anne, kadın yaşam süreçlerinde korku duygusu hakimse bedende; o duyguyla, enerjiyle, olumsuzlukla çocuğu da temastadır. Ve bu çocuğun kendisini iyi hissetmesi mümkün değil.

Bütün telaşlar doğumun başlamasına engel olabilir. Stres hormonları salgılanıyor, vücut gevşeyemiyor, fizyolojik davranış engelleniyor, yani doğum duruyor. Bütün negatif enerji alanları, vücudun normal fizyolojik davranışlarını etkileniyor. Enerji bozulduğu zaman, o zaman organın fizyolojisi bozuluyor.

Lohusalık da kadının gerçekten zihinsel durumunun açık olduğu ve çok temas edildiği bir alan. Burada yine yakınlara büyük iş düşüyor. Bu süreçte kadının iyi veya kötü hissetmesi, dıştan gelen davranışlarla veya uyaranlarla etkilenebiliyor. Anneler, görümceler, teyzeler, tecrübeli insanlar hemen kendisine bir görev alanı icat ediyor. Onu yapma, bunu yapma, şunu ben yaparım gibi kadını sınırlandırmaya kalkıldığında da kadın kendisini yetersiz hissediyor. Yetersizlik hissi de bedeni çokça olumsuz etkileyen bir histir. Kadının tüm bu olumsuz hisleri fark etmesi ve bunları akıtması oldukça önemlidir. Neden önemli? Çünkü bu hislerle çocuğa dokunuyor, bu enerji ile bütün bir süreci geçiriyor.

yenidoğan

Gerginlik, Doğumu Olumsuz Etkiler

Hastane şartlarında maalesef annenin mahremiyetine gerek önem verilmiyor. Çünkü hasta algısıyla yaklaşılıyor doğum için gelen anneye. Hastanenin kuralları var ama bunlar konulurken annenin ihtiyaçları gözetilmiyor. Bunlar çok önemli. Mahremiyeti korunmayan annenin bedeni kendine koruma sistemi geliştirmeye çalışır. Korumak da kapanmaktır, strestir. Benim özel alanıma tecavüz olarak algıladığım zaman ben bir şeyi, bedenim gerilir, beden olarak da kapanırım. Bu gerginlik de doğumu olumsuz etkiler.

Hamilelik ve doğumda, lohusalıkta kadına dokunan her şeyin ona etki edebileceği gibi baba da buna en yakın isimdir. Beraber çıktıkları yolculukta, aynı sevgi ve muhabbetle devam etmeleri lazım. Kadında güven hissini tamamlayacak temaslarda bulunması lazım babanın. Bu arada annelerde olan kaygıların benzerleri, babalarda da olabiliyor. Bunu da babanın fark etmesi, bunlardan arınması lazım ki anneye doğru davranabilsin.

Doğumla ilgili olumsuz zihinsel kalıpların doğumu, anneyi nasıl etkilediğini; doğumun aslında mucizevi yolculuğunda neşesinin, keyiflerinin, şükrünün yaşanabileceğini unutmayın.

“Kadınlığın Keşfi’nden sonra şimdi kadınlığın daha özel alanına, doğuma yönelik bilgiler içeren Kolay Doğum ve Yeniden Doğum Yolculuğu ile kitap yolculuğumuza devam ediyoruz. Kadınlarla bu temasım sonucunda kadının dünyasındaki birçok sıkıntının farkındalığına vardım.”

“Bizim enerjimiz hayvanı, suyu, her şeyi etkiliyor. Mümkün değil ki çocuğu etkilemesin. Bunun için kadının önce kendine doğru dokunması lazım. Kendi bedenini doğru yorumlaması, duygularını fark etmesi ve özgürleşmesi lazım ki önce kendisine sonra çocuğuna, eşine, topluma fayda sağlasın.”

Henüz Yorum Yok

Bir Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.