Eyvah, Çocuğum Sendromda

Pazartesi sendromu, regl sendromu, iş yoğunluğu ya da strese bağlı sendromlar… Hepimiz bu sendromlara girip girip çıkıyoruz. Tamam, bunlar zaten artık biz yetişkinler için belli ve olmazsa olmaz durumlar. Ya minicik çocukların girdiği sendromlar neyin nesi oluyor?
 
Annem hep “Ben ikinizi çok kolay büyüttüm. Sen kardeşini kıskanmadın, hiç sıkıntı çıkarmadın” der. Benim yaşlarımda olan arkadaşlarımın da çocukluk ve bebeklik çağları genellikle böyle uysal ve zor olmayan dönemlerle geçmiş.
 
Peki, biz ve bizden daha büyük nesillerin çocukluğu genellikle neden uysal ve sakin geçmiş te şimdiki bebeler adeta sendromun dibine vuruyor? Hırçınlıklar, kıskançlıklar yaşıyor?
 
Biz ne verirlerse alan çocuklardık, şimdiki nesil ise hep fazlasını istiyor. Bu isteme sadece maddesel anlamda bir şey değil. Öğrenmenin de hep fazlasını istiyorlar. Olduklarından büyük davranıyor, kapasitelerinden fazlalarını yüklemek istiyorlar o minik ama kocaman beyinlerine. Bu durum biz kadınların hamilelik dönemlerinde aldığı fazla folik asitten midir bilmiyorum?  
 
21 aylık oğlum beklemediğim davranışlar içerisine girmeye başladı son dönemlerde. Çevremdeki aynı aylardaki çocuklar da hemen hemen aynı durumda. Okuduğum kitaplar ve uzmanlar bu durumun 2 yaş sendromuna doğru yol aldığını kanıtlar cinsten. Bu durum karşısında sakin kalmaya çalışan ben, sakinlik sabrımın taşmaması için uyuşmuş gibi davranıyorum çoğu zaman.
  
2 yaşında da sendrom oluyor evet. Zaten sendromlar üzerine kurulmuş olan iç dünyamız, biz insanoğlunu 2 yaşında vuruyor. Neyse ki biz bu dönemi yaşamadık. Ya da yaşadık ta bu durum bilinmediği için, “yaramazdır o yaramaz” denildi geçildi.
  
Bebeklik döneminin bitişi çocukluk döneminin başlangıcı olarak kabul edilen 2 yaş, çocukların en çok zorlandıkları dönem olarak gösteriliyor. Bu dönemde onları anlamak gerekmiyor. 2 yaş sendromu 18. Ayda başlayıp 36. aya kadar devam edebiliyor. Çocuklar bu durumda kendi isteklerinin farkına varıyor ve lugatlarına “hayır ya da yapmayacağım” şeklindeki negatif tutumlar ekleniyor.
 
Peki, bize ne yapmak düşüyor? Sabrın sonu selamettir diyerek bekleyeceğiz. Başka hiçbir çaresi yok, sevgili anneler. Olumlu yaklaşacağız, duygularını anlamaya çalışacağız, çatışmayacağız, öfkelenmeyeceğiz, öfkemizi kontrol edip onun öfke nöbetlerinin geçmesine yardımcı olacağız veeee 3 yaşını bekleyeceğiz.
 
Hepimize bolca sabırlar…
 
 

İrem U.

Aysha Dergi Yazı İşleri Müdürü olan İrem Uluerciyes, moda, güzellik, stil, güncel konularda yazılar yazıp, alanında uzman isimlerle röportajlar gerçekleştirmektedir.

Henüz Yorum Yok

Bir Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.