Huzurun, Sağlığın ve Şifanın Merkezleri; Termaller

Güzel ülkemizin bize sunduğu doğallıktan hayli nasibini almış doğal kaynak suları hemen hemen tüm şehirlerimizde mevcut. Tabiatın bize sunduğu bu güzellik ve sağlık dolu sular, belirli merkezlerde ve tesislerde bizlerin hizmetinde bulunuyor. 7 bölgesi, 4 iklimi ve çeşit çeşit güzellikleriyle dolu dolu olan bir ülke Türkiye.
Türkiye, hepimizin bildiği gibi kaynak zenginliği açısından dünyada ilk 7 ülke arasında yer alması sebebiyle tam bir termal turizm cenneti. Genç oluşumlu bir yapıya sahip olan coğrafyamız sayesinde alt tabakalar hâlâ hareketli ve canlı. Yerkabuğu da adeta fokur fokur kaynıyor. Bu da bize jeotermal kaynak olarak geri dönüyor. Peki nedir bu jeotermal kaynak, nasıl oluşur? Kısaca, yer ısısı olup, yer kabuğunun çeşitli derinliklerinde birikmiş ısının oluşturduğu, kimyasallar içeren sıcak su, buhar ve gazlardır. Her jeotermal kaynak suyu kaplıcalarda kullanılamaz. Tıpta “termomineral sular” olarak adlandırılan termal suyun, kaplıcalarda kullanılabilmesi için suyun yeraltından çıkan doğal termal su olması, sıcaklığın 20˚C üzerinde bulunması, litresinde ise en az 1 gr. mineral bulunması gerekir.

Termal Turizm Nedir?
Termal turizmi, yılın 12 ayı geçerli olan şehir hayatının sorunlarından ve stresinden kaçmak ya da şifa bulmak, dinlenmek yahut bağışıklığı güçlendirmek, temiz hava almak amacıyla son zamanların tatil programlarında sıkça yerini alıyor.

Turizm ve Kültür Bakanlığı ile Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin (TURSAB) internet sayfalarından derlediği bilgilere göre, Türkiye’de sıcaklıkları 20-110˚C, debileri 1300 dolayında termal kaynak var. Türkiye’nin termal suları hem debi ve sıcaklıkları hem de çeşitli fiziksel ve kimyasal özellikleri ile Avrupa’daki termal sulardan daha üstün nitelikler taşıyor. Bunun sebebi ise, Türkiye’deki “doğal çıkışlı ve bol” olarak nitelendirilen termal sular, eriyik maden değeri açısından yüksek miktarda kükürt, radon ve tuz bakımından da zengin olarak bilinmesi. Anadolu’da tarihe dayanan özellikleri ile halk arasında sayfiye kültürü durumuna gelen jeotermal merkezlerin, bazılarında uygun iklim koşullarının etkisi ile kür mevsimi 210 güne kadar çıkabiliyor.

Kaplıca dediğimiz yerlerse, mineralize termal suların ve bunlara ait çamurların, banyo, içme, solunum yolu ile kullanılması ayrı iklim kürü, fizik tedavi, rehabilitasyon, beden eğitimi, masaj, psikoterapi, diyet gibi yan tedavilerle birleştirilmesi ile oluşan kür uygulamalarının uzman denetiminde yapıldığı sağlık tesisleridir.

Kaplıcada Yıkanmak
Banyolar soğuk (34ºC’nin altında), ılık (34-35ºC sıcaklıkta), sıcak (36-40ºC sıcaklıklarda) ve aşırı sıcaklık (40-42ºC sıcaklıkta) olarak sınıflandırılırlar. Banyo süresiyse genellikle 20 dakikadır. Banyo uygulamaları tam, yarım ve oturma banyoları şeklinde yapılabilir. Banyolar genellikle 2-4 hafta süreyle, ya her gün (haftada bir gün banyosuz geçer) ya da gün aşırı bir kez yapılır. Banyo alma sıklığı kaplıca doktoru tarafından ayarlanabilir. Unutmayın, bir kaplıca küründeki banyo sayısı 15-20’yi geçmemeli.

Kaplıca sizin için sadece sıcak su mu? Hayır, kaplıca banyosu uygulama birimleri termal tedavi havuz/havuzlar, sıra banyoları, lokal banyo aygıtları, tedavi duşları ve egzersiz havuzundan oluşuyor. Ve termal tedavi havuzlarında derinlik en fazla 150 cm. olmalı. Kaplıcalarda sıcak ortamda üreyebilecek mikrop ve virüsler hesaba katılacak olursa, bu tür ortamlarda temizliğin ne kadar önemli olduğu anlaşılacaktır.   Fark ettiyseniz kaplıcalarda havuz çevresinde devamlı su değişimini sağlayan su taşırma olukları yer alır. Havuz suyu kullanıcı başına saatte 1500 mililitre yenilenecek biçiminde havuza verilir. Havuza girilmeden önce duş ve ayak dezenfeksiyon kanalından geçilmesi sağlanır. Banyo odasında sadece tedavi amacına uygun banyo küveti ve donanımı yer alır. Küvetlerde kullanılan su her kullanımdan sonra değiştirilir. Daha sonra usulüne uygun küvet temizliğinin yapılmasının ardından, bir sonraki uygulamaya sunulur.

Bir Şifa Kaynağı Olarak Çamur
Peloidler yani çamurlar,  banyo şeklinde ya da daha çok paketler şeklinde kullanılır. Paket tarzında uygulama, yani birden fazla kişinin olduğu havuz ortamı, en sık kullanılan peloidterapi yöntemidir. Çamur banyosu uygulamalarında mineralli bataklar, deniz ve delta balçıkları ve termomineral suyla karıştırılmış şifalı topraklar kullanılmaktadır. Paketler vücudun belli bölgelerine uygulanırlar. Çamurlar oldukça sıcak olmalı. Uygulama süresi genellikle 30-40 dakikayı geçmez. Uygulama sıklığı da iki veya üç günde bir olup, bir kürde ortalama 15-18 uygulama yapılır.

Uygulamalardan sonra ılık bir duş ile vücut çamurdan temizlenir. Çamurun temizlenmesinden sonra kurulanılır ve 30-60 dakika süreyle dinlenilir. Bu tedavi yöntemi doktor yönlendirmesi ve gözetiminde romatizmal hastalıklar, stres bozuklukları ve jinekolojik rahatsızlıklarda oldukça işe yarayan bir yöntem.

Gaz Banyosu mu?
Gaz banyosu, genellikle karbondioksitle yapılır. Karbondioksitli sular ile yapılan banyo yöntemi olan karbondioksitli sıvı banyo uygulamalarında, suyun sıcaklığı 33-35 ºC arasında tutulur, banyo süresi ise 15-20 dakikadır. Karbondioksit banyolarında sıklıkla önerilen iki gün üst üste banyo yapılıp, üçüncü gün ara verilmesidir. Bu tür tedavi yöntemi genellikle kalp rahatsızlıklarında uygulanır.

Ayrıca, özel kabinde yalnız gaz verilerek yapılan tedavi şekli de var. Bu tür uygulamalara da “kuru karbondioksit banyosu” adı veriliyor. Gaz ortamının sıcaklığı genellikle 20 ºC’de tutuluyor ve banyo süresi 20-30 dakika arasında. Banyodan sonra, üzerinizde görülen ter kurulanır ve yarım saat kadar serin ortamda dinlendirilir. Bu banyo yönteminin avantajı su banyosundaki basıncın etkisinin ortadan kaldırılmasıdır. Bu tür banyolar daha sonra karbondioksitli su banyolarına geçiş için başlangıç tedavisi olarak da kullanılıyor.

Su Kürü Nedir?
Kaplıca sularıyla yapılan banyolardan sonra en çok kullanılan yöntem, “doğal mineralli suların belirli bir sürede, gün boyu bölünmüş dozlarda ve belirli miktarda içilmesi ile yapılan içme kürleri”dir. İçme kürlerinde kullanılacak su, içme yerine ve hijyenik koşullara dikkat edilerek doğrudan kaynaktan ve bekletilmeden ulaştırılır. Yani evde soda içerek içme kürü yapmak pek de mümkün değil. Burada kullanılan mineralli su, kimyasal birleşimine bağlı olarak sindirim sistemi organ ve fonksiyonlarını doğrudan, böbrekler ve idrar yollarını ise dolaylı olarak etkiler. Kür tarzında belirli sürede ve miktarlarda mineralli suların içilmesi, organizma üzerinde genel olarak olumlu bir etki oluşturur.

İçme küründe günlük içilecek su miktarı, genel olarak bazı aktif mineral içerenler dışında (örneğin demirli sular), vücut ağırlığının her kilogramı başına yaklaşık 10 ml. olmalı. Bir miktar su günlük olarak yarım saatten az olmayan aralıklarla alınır. İçmenin yemeklerle olan ilişkisi bir uzman tarafından belirlenir. İçme küründe kullanılan suyun sıcaklığı genellikle 25 ºC olmakla beraber kür süresi ortalama üç hafta ile sınırlı.

Kaplıcalarda Sadece Nefes Alarak Sağlık Kazanabilirsiniz

Solunum yolu ile kürler, minerali suyun gerekli teknik gereçlerle uygun çapta parçacıklara bölünüp ortama salınarak solunum yolu ile alınmasıyla yapılır. Solunum yolu ile kür 28-31 ºC’lik sıcaklıklarda, 5-15 dakikalık sürelerde gerçekleşir. Bu uygulama sırasında sıcaklık yavaş yavaş 28 ºC’ye kadar düşürülür. Bu tür tedavilerde genellikle bireysel olmakla beraber toplu küre de girmek mümkün.

SPA Nedir?
Günümüzün en çok kullanılan terimlerden biri ‘SPA’. Oteller, termaller yani insanı günlük yaşamın stresinden kısa bir süre uzak tutacağına inanılan tüm işletmelerde SPA adete sihirli bir sözcük gibi. Birçok insan eş, dost ve arkadaşlarının doğum günlerinde hediye olarak SPA kürü ya da seansı almaya başladı. Peki, nedir bu SPA?
SPA kısaca “su ile gelen sağlık” anlamına gelen Latince “Salus Per Aquam”. “Sonus Per Aqua” “Salut Per Aqua” “Sanitas Per Aquas” sözcüklerinin bir açılımı aslında. Genel anlamıyla; sağlığı, zindeliği, estetik ve güzelliği, iyileşmeyi su ve suyun iyileştirici gücüyle kazanma denebilir. SPA yukarıdaki anlamlarının yanı sıra, bireye bedensel ve ruhsal açıdan iyileştirme ya da terapi hizmeti sunmayı amaçlayan merkez anlamına da geliyor.

Tarihsel olarak bakıldığında SPA’nın geçmişi Roma İmparatorluğu’na kadar uzanıyor. Savaşlardan yorgun ve perişan dönen Romalı askerlerin yaralı bedenlerini iyileştirmek için inşa ettirdikleri banyolardaki tedaviye o dönem “Sanus Per Aquam” yani sudan gelen sağlık (SPA) adı verilirmiş. Hatta bu dönemde aynı sebeple Belçika’da kurulan, 14. yüzyılda meşhur olan ve günümüze dek gelen SPA isimli bir şehir de kurulmuş. Roma’da başlayan fakat Avrupa’da farklı şekillerde gelişen spa kültürü; tarih içinde, mineral suları, deniz suyu kullanımı ve daha pek çok terapiyi kapsamış. SPA kültüründe, tarihsel olarak ana tema tedavi olarak ön plana çıkmakta ve bunun belirleyici formu da hidroterapi. Kişilerin problemlerine göre her türlü ihtiyaçlarını ve beklentilerini karşılayan ve sağlıklarının daha iyiye gitmesi amacıyla kurulan ve güzellik merkezlerine bile adı verilmeye başlandı. Yani, sağlık merkezi, sağlık kulübü, dinlence ve terapi merkezi anlamına geliyor.
SPA’lardaki tedaviler ıslak terapiler (hidroterapi), kuru terapiler (masajlar, vücudun sarılıp sarmalanması), zindelik terapileri (oksijen teneffüsü) ve güzellik terapileri olarak sınıflandırılabilir. Bir SPA merkezinde genellikle bir sauna, buhar odası ve SPA havuzu bulunuyor.

Uluslararası SPA Birliği’nin yapmış olduğu sınıflama ve tanımlar ise şöyle:

Kulüp SPA: Fitness gibi sağlık hizmetlerini sunan kulüplerdir. Ayrıca günlük kullanıma dayalı SPA hizmetleri de sunulmaktadır.

Günlük SPA (Day Spa): Günlük hizmetlerin sunulduğu en yaygın SPA türüdür.

Ziyaret/Tatil Destinasyon SPA: Fiziksel sağlık ve eğitim amaçlı profesyonelce yönetilen hizmet programları ile yerinde konaklama yapılması yoluyla sağlığın iyileştirilmesine yönelik hizmetler sunulur.

Sağlık/Medikal/Tıbbi Spa: Geniş kapsamlı sağlık ve wellness bakımlarını, geleneksel Spa hizmetleri ile birlikte alternatif ve modern tedavi hizmetlerinin verildiği merkez olup, sağlık personeli tarafından verilen uygulamaları da kapsar.

Termal/Mineral/Kaplıca SPA: Kaynağından alınarak kullanılan doğal mineral, termal veya deniz suyu ile yapılan wellness-spa hizmetlerini ve hidroterapi uygulamalarını kapsar.

Tatil/Dinlenme Yeri/Otel/Resort SPA: Bir tatil yeri veya otel içinde yerleşik şekilde profesyonelce yönetilen SPA hizmetlerinin, sağlık ve iyileştirme ünitelerinde SPA mutfağı mönü seçeneklerinin günlük veya daha uzun süreli sunulması, wellness ve fitness hizmetlerinin de sunulmasını kapsar.

Spa Ne İşe Yarar?

  • Kan dolaşımını düzenler. Toksinlerin vücuttan atılmasını hızlandırır. Sindirim sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olur.
  • Romatizmal hastalıkların iyileşmesine yardım eder. Hidroterapik tedavide kullanılır.
  • Kasları yumuşatıp gevşetir. Özellikle spor vb. bedensel çalışmalardan sonra yorulan ve sertleşen adele yapısındaki spazmları giderir. Kemik ve eklemlerdeki ağrıları alır.
  • Vücudun dinamizminin yenilenmesini sağlar. Adeta bünyeye enerji şarj eder.
  • Beyin yorgunluğu, zihinsel yorgunluk, stres gibi ağır iş temposunun sinir sistemi üzerindeki olumsuz etkilerini yok eder, zindelik verir.
  • Vücuttaki aşırı elektrik yükünü alır, rahatlama sağlar.
  • Gerginlik ya da geceleri uyku bozuklukları gibi depresif problemlerin atılmasında iyileştirici etki yapar.
  • Yağların eritilip vücudun forma girmesine, derinin ve cilt dokusunun pürüzsüzleşmesine, güzelleşmesine faydası vardır.

 

Merve Akdoğan

İstanbul Üniversitesi Radyo TV bölümü mezunu olan Merve Akdoğan, web içerik editörüdür. Moda, Kadın, Stil, Güzellik, Seyahat/Gezi alanlarında içerikler üreten editörümüz, alanında uzman isimlerle röportajlar da yapmaktadır.

Henüz Yorum Yok

Bir Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.