Sevdim Seni Ya Habiballah!

Onu anlatmaya; denizler mürekkep olsa, ağaçlar kağıt, yetmez.

İnsan Süleyman Çelebi olsa ‘‘Mevlid’’i kaleme alsa, yine Cenab-ı Hakk’a bize böyle bir Peygamber gönderdiği için hamdimiz ve şükrümüz bitmez.

Öyle bir ‘‘abd’’ ve ‘‘abid’’ düşünün ki, Allah c.c bütün kainatı O’nun yüzü suyu hürmetine yaratmış. ‘‘Sen olmasaydın, sen olmasaydın; ben bu âlemi yaratmazdım’’ diyor, Cenab-ı Hak!

Yetmez mi, bu ifadeler bile O’nun büyüklüğünü ispata?

mirac kandili

Cenab-ı Hak, Muhammed Aleyhisselam’a ‘‘Habibim’’ demiş, öyle çağırmış kendisini. Hiçbir peygamberimize lütfetmediği şekilde O’na cemalini göstermiş Mir’ac’da.

Cemali’nin bir ilahisi vardır;
‘‘Sevdim seni Mabûduma’’ diye başlar. Orada ‘‘Mahşerde Nebiler bile Sen’den meded ister’’ diye bir mısra vardır ki, anlayın Hz. Muhammed’in Allah indindeki konumunu…

Peki, ya Hz. Peygamber’imizin bizim nezdimizdeki konumu? Bence her an, her dem bunu düşünmeli, bunun bilincinde/aşkında/şevkinde olmalıyız.

Evliyaullah Hazeratı, yani O’nun Velayet Hırkası’nın altına girenler, bunu anlamış ve Muhabbet-i Resulullah’ın tellalları olarak ortaya atmışlardır, kendilerini…

Ne diyor Yunus (Emre):

‘‘Ay dahi, güneş dahi nurundan Muhammed’in/Cümle şekerler tadı, tadından Muhammed’in…’’

O öyle bir peygamber ki, varlığımızın sebebi… O olmasaydı, Alem yaratılmayacaktı. O’nun aşkına Adem de yaratıldı.

Ademe, yani hepimize Cenab-ı Hak ruhundan, nur-u Muhammedi’yi üfledi.

Neyi taşıdığımızın mesuliyetinde olmalıyız.

Öyle bir mesuliyet ki, kişi bu dünyada Hz. Muhammed’in sünnetine uygun şekilde yaşamayı bilmeli. O’nun sünnetine uyarsanız, O’nun ailesinden olursunuz.

Ben, herkese sık ve bol salavat getirmelerini diliyorum.

Yine arz edeyim, değerli okuyucularım, Hz. Muhammed, öyle bir peygamber’dir ki o hesap gününde ümmetini cezadan kurtarmak, günahlarını affettirebilmek için ‘‘Ah ümmetim!’’ diye gözyaşı dökecektir.

Şimdi, bize böyle bir peygamberi üzmek, gücendirmek düşer mi? Haşa!

Peki, ama ya O’nu sevindirecek, hoşnut kılacak, ne(ler) yapıyoruz?

Bari sevdim seni Mabuduma ya Rasulullah diyelim. O aşkı yaşayalım. Etrafımıza aktaralım.

Mim Kemal Öke

Yazarımız Prof. Mim Kemal Öke, siyaset bilimi profesörü, roman yazarı. “Atatürk’ün doktoru” olarak tanınan, kendisiyle aynı isme sahip Mim Kemal Öke’nin torunudur. 35 yaşında profesör olarak Türkiye’de profesör unvanını alan en genç kişi olmuştur.

Henüz Yorum Yok

Bir Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.