Miray Akovalıgil: ‘Avukatlık Stand-Up Gösterilerimi Besliyor’

Aşk Yeniden dizisinde Şaziment karakteri ile hayatımızı girerek bizlere kahkaha attıran Miray Akovalıgil, 2 yıldır devam ettiği stand-up gösterilerinin yanı sıra avukatlık mesleğini de sürdürmeye devam ediyor. Gündüz saatlerinde en ciddi haliyle adliyede avukatlık yaparak, akşam saatlerinde ise en eğlenceli haliyle stand-up showlarını izleyenlerin beğenisine sunarak izleyicilere kahkaha attırıyor. Akovalıgil; stand-up gösterileriyle eş zamanlı devam eden avukatlığın birbirini beslediğini bu şekilde izleyiciye yeni ve farklı şeyler sunabildiğini vurguluyor. Miray Akovalıgil ile bol kahkahalı, esprili ve eğlenceli bir röportaj gerçekleştirdik…

Röportaj: Hümeyra Zorlu

Fotoğraf: Fatma Nur Güldalı

Miray Hanım Bursa, İzmir, Ankara, İstanbul Showları ile 2020 sizin için oldukça güzel başladı. Neler söylemek istersiniz. 

2020 bana çok güzel geldi, Şubat ayı oldukça bereketli geçiyor. Bursa sahnesinin ardından İzmir’e gittim, 2 gün önce döndüm yarında Ankara’da gösteri var. Sonraki hafta da İstanbul’da 2 gösterim var. Aralarda da kurumsal etkinlikler oluyor, diğer taraftan avukatlık işleri ve sosyal medya işleri devam ediyor. Güzel ve yoğun bir dönem geçiriyoruz.

Sahnelerde olma arzunuzu neye bağlayabiliriz. Nereden başladınız? Nasıl devam ediyor?

2006 İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Hukuk Fakültesini seçmemin sebebi annemin konservatuara gitmeme izin vermemesi. Sonrada garip bir bağlantı kurdum avukatlık ve oyunculuk arasında. Duruşma salonunu kafamda sahne olarak canlandırdım ve duruşma salonunda oyunculuğu yaparım dedim. Mezun olduktan sonra Türkiye’nin en büyük bürolarında çalışırken buldum kendimi, klasik iş stresi ve yoğunlukla hobilerimi yapamadan stresli bir işi yapmaya devam ettim. Hayatımı sorguladığım ve terfi beklediğim bir dönemde patronum beni işten çıkarmaya karar verdi. Sonuç olarak kurumsal hayata uymamam gerekçesi ile işten çıkarıldım.

Ben de bu reddedilişle yeni bir başlangıç yaparak, evde home ofis çalışmaya başladım. Hem hukuki işler hem de mütercim tercümanlık yaparak bir dönem hayatımı devam ettirdim. Bu sürede çok daha az kazanıyordum ancak kendim ve hobilerim için daha çok vaktim kalıyordu. Hobi olarak başladığım oyunculuk sürecimi ilerletebilmek için kurslara gittim ve bunun yanı sıra devlet sanatçılarından özel dersler aldım. Bir akşam oyunculuk atölyelerden tanıdığım bir arkadaşımın oyununu izlemeye gittim. Arkadaşımın tiyatro oyununu sahneleyeceğini düşünürken sahneye çıktığında stand-up gösterisi yaptığını gördüm. Arkadaşım sahnede iken, ‘Ben de bunu yapabilirim’ azmi ve düşüncesiyle ‘Açık Mikrofon’ gecesine yazıldım.

Başlangıçta sadece sahne ile hayatımı devam ettirmem çok zordu. Seyirci kitlesini oluşturmak çok zor. Ben de devamlı bir seyirci kitlesi olmayacağı korkusuyla bu işi yapmaktan vazgeçtim. Sonrasında sosyal medyada paylaştığım bir video ile bir gecede ünlendim. Bende bu vesileyle sosyal medyaya da daha çok aktif olmaya başladım ve ardından dizi teklifi geldi ve kendimi kameraların önünde Şaziment karakterini canlandırırken buldum.

Dizi çekimleri sırasında azaltmış olduğum avukatlık işlerime dizi sonrasında serbest avukat olarak devam ettirdim. Daha sonra 2018 yılında babam ani bir kalp krizinden dolayı vefat etti. Bu süreç benim için çok travmatik ve zorlayıcıydı. Babam hayat enerjisi yüksek ama istediği işi yapamayan bir kişiydi. Bende babamı kaybedince, hem kendim hem de babam için yapacağım diyerek stand-up gösterileri yapmaya başladım. Kendime vermiş olduğum sözümü tutarak 2018’den beri her hafta sahneye çıkmaya devam ediyorum. Avukatlık yapmamın yanı sıra komediden kazandığım ile hayatımı devam ettirebiliyorum ve sevdiğim işten para kazanan şanslı kesim içerisinde yer alıyorum.

HAYATI İKİ YÖNLÜ YAŞAYARAK HER ŞEYİN TADINI ALIYORUM

Gündüz avukatlık mesleğini icra ederken gece stand-up gösterileri ile hayalinizi gerçekleştiriyorsunuz. Bu dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?

Siz isterseniz her şey yapabilirsiniz! Önemli olan nokta çok çalışmak, disiplinli olmak ve düzgün bir ajanda yapmak. Mesela bu röportaja başlamadan önce bir radyo programına katılmıştım, şimdi sizinle birlikte bu güzel röportajı yapıyorum, röportaj bittikten sonra dilekçe yazacağım ve ardından bavulumu hazırlayarak ertesi gün Ankara’ya doğru yola çıkacağım. Yani isteyince ikisini birden yürütebiliyorsunuz.

Ben avukatlığın ve stand-up gösterilerinin birbirini beslediğini fark ettim ve avukatlık beni dengelediğinden çok yönlülüğümü keşfettim. Ayrıca ikisini birden devam ettirebilmenin ayrı bir mutluluğu var. Bu bir ömür devam eder mi bilmiyorum, fakat şu anda ikisini yapabilecek güç ve enerjiye sahibim. Hayatı iki yönlü yaşayarak her şeyin tadını alabiliyorum. Sanatçıların en büyük zorlandığı nokta sürekli bir işlerinin olmayışı, dolayısıyla bende avukatlığı ve stand-up gösterilerini birlikte yürüterek artıya çevirdim.

AVUKATLIĞI YAPMAK İÇİN STAND UP’DAN VAZGEÇMEDİM

Stand- up sizin için ne zaman başladı ve neyi ifade ediyor?

Benim aklım hep sahnedeydi. Çocukluktan beri sahnede olma huyu vardı, ancak farklı şekilde ifşa oluyordu. Bu durumu artıya çevirerek mevcut kimliğimden de beslenerek devam ettiriyorum. Avukatlığında getirdiği o mücadeleci ruhla zorluklarla savaşmayı seven bir kadınım ve stand-up benim için canlı arena. Dolayısıyla stand-up yaptığım her gün bir arenaya çıkıyorum ve her gün yeniden tanımadığım insanların hayatlarına dokunuyorum.

Stand-up gösterilerinin metinlerini siz mi yazıyorsunuz ve nelerden besleniyorsunuz?

Evet, hem yazıyorum hem oynuyorum. Yani bütün süreci ben oluşturuyorum. Aslında stand-up gösterilerimi yazarken hayatımda olan her şeyden besleniyorum. Mesela röportajdan önce topuklu ayakkabı ile fotoğraf çekimi sırasında aklımda bir şey canlandı ve kafamda bir gösteri olabilecek şekilde tasarlamaya başladım. Herkes gün içerisinde birçok durumla karşı karşıya kalıyor ancak yaşadıklarımıza olan bakış açımızdan dolayı farklılıklar olabiliyor. Bende şu an, hayata daha olumlu bakarak kendime çıkarımlarda bulunuyorum. Mesela gün içerisinde adliyeye gitmem ile birçok hikaye birikebiliyor. Stand-up beslenmeye açık olan birisinin yapabileceği bir iş, ben de her zaman gelişmeye çok açık olduğum için bu durumu avantaj olarak kullanıyorum.

Sosyal medya ile aranız nasıl?

Avukatlık ve stand-up gösterilerinden dolayı Youtube’a vakit ayıramıyorum. Ancak İnstagram da takipçilerime kendimi özletmemek için vaktim el verdiği sürece kendi hayatımdan kesitler paylaşıyorum veya videolar sunuyorum. Bu bir tercih ve ben de sahne vasıtasıyla insanlara ulaşmayı tercih ettim. Ancak bu bir zincir ve takipçilerime kendimi hatırlatabilmek için hem dijital dünyada hem de sahnede aktif rol alıyorum. Sosyal medyadan çok güzel teklifler geldi fakat benim daha farklı projelerim var.

KENDİ HAYALİMDEKİ KARAKTERİ İZLEYİCİLERLE BULUŞTURMAK İSTİYORUM

Miray Hanım tam da bu noktada, dizi veya film projeniz var mı?

Bu konuda kendi yazdığım dizi veya film vasıtasıyla insanlara ulaşabilmek gibi projelerim var. Bir internet dizi projem var ve bu projeyi her gün vaktim kaldıkça üzerinde çalışmalar yaparak, yapılandırmaya çalıyorum. Her şeyin bir zamanı vardır. İnşallah onunda zamanı gelecek.

Stand-up gösterilerinin arka planı için neler söylemek istersiniz?

Benim arka planda görünmeyen meleklerim var. Mesela onlar bir tanesi basın danışmanım Ebru. Annem, Kıyafetlerimden Sorumlu Devlet Bakanı. Ablam, Kurumsal İşlerimden Sorumlu Devlet Bakanı. Her konuda desteğe hazır olan ahretliklerim, Derya ve Serra çok yakın arkadaşlarım. Dayım, Mali İşlerden Sorumlu Bakan. Psikoterapistim sevgili Çağatay Öztürk. Bu yolculukta birilerinin desteği olmadan yürümek çok zor. Bu konuda ya çok şanslıyım ya da en iyi şekilde dersimi çalışmışım bilmiyorum ama çok güzel insanlar biriktirmişim. Bunun artıları ile yalnız hissetmeyerek ve bütün bu destekleri alarak stand-up gösterilerimi yapabiliyorum. Her ne kadar tek kişi gibi görünsem de aslında hayatımdaki birçok insanın bana çok büyük desteği var. Tek kişilik dev kadro diyebiliriz.

İNANIRSAN VE ÇALIŞIRSAN HAYALLERİNE ULUŞABİLİRSİN

Miray Hanım farklı mesleklerden stand-up’a yönelen kişilere ne tavsiye edersiniz?

Bu konuda bizzat yaşayan ve yaşamaya devam eden birisi olarak; birçok insanın şikayet, söylenme, isteksizlik ve yaşadıkları hayatın yetmemesinden dolayı ne kaçırıyorum acaba durumda olduklarını gözlemliyorum. Ben bunu bizzat yaşamış birisi olarak inanırsan ve çalışırsan hayallerine ulaşabilirsin. Bu kadar basit! Ama bu ikisi olmadan imkansız. Çünkü hem kendine inancının olması hem de bu yolda çalışmalar yapılması gerekir ve olmadığı zamanlarda süreklilik arz ederek devam edilmesi gerekiyor.

Başarı sürekli devam etmeyebilir. Bazı dönemlerde başarısızlıklar kapımızı çalabiliyor. Mesela geçtiğimiz yaz yaklaşık bir ay boyunca bu işi bırakıp bırakmamayı düşündüm. O dönemde yıkılıp tekrar kendimi inşa ederek kaldığım yerden devam ettim. Her zaman yükseliş ve düşüler olabiliyor. Pes etmeden hedefe doğru ilerlemek ve süreklilik çok önemli. Benim gözlemlediğim şey ise insanlarda sürekliliğin olmaması. Babamın seneyi devriyesinde sahneye çıktığım hafta benim için çok zordu, ancak bütün bu zorluklara rağmen yola devam ediyor olmak çok önemli.

Etkilendiğiniz, örnek aldığınız ve idolüm dediğiniz kişiler var mı?

Jennifer Lopez’in disiplini, iş ahlakı ve bitmeyen çalışma azmi benim için çok büyük bir örnek. Gülse Birsel, Demet Akbağ ve Gupse Özay gibi çok ilham aldığım kadın oyuncular var. Burada erkek oyunculardan ziyade kadın oyuncuları özellikle belirterek bu konuda biraz pozitif ayrımcılık yapıyorum. Ayrıca Türkiye’de tarzıyla bizlere ışık tutan Ayşen Gruda karakteri ve Adile Naşit gibi çok büyük ustalar var. Sosyal medyadan takip ettiğim arkadaşlarım ve benim gibi avukat olan Zeynep Girgin Kalelioğlu örneği var. Bu gibi doğru insanları rol model alınca insan yalnız hissetmeden yoluna devam edebiliyor.

Henüz Yorum Yok

Bir Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.