İstanbul Kokulu Altın Şehir; San Francisco

Genelde herkesin yaptığı gibi bu kocaman ve benim için biraz ürkütücü olan Amerika’nın doğusunu ve batısını iki ayrı gezi halinde tamamlamak en mantıklısı. İlk iki seferimi New York, Chicago gibi büyük doğu kentlerine ayırdığımdan, bu sefer dümeni Batı Amerika’ya çeviriyorum. İstikamet; San Francisco!

San Francisco yaşadığımız bir günü, en son yaşayan şehirlerden biri. Bizim eskittiğimiz saatler, dakikalar, hüzünler ve kahkahalar bu şehrin sırtına yük olmuş gibi geliyor. İstanbul’un kızkardeşi denmesine sebep olan oldukça uzun Golden Gate köprüsünün altından akan sular, San Fancisco körfezini yalayıp geri dönüyorlar. İçinden bir deniz geçen İstanbul’la karşılaştırılmayacak kadar basit bir rakip San Francisco… Çoğu zaman sise maruz kalan bu şehrin maskotu olmuş köprünün kırmızı olma sebebi de bu doğal hal.

En az bir tanesini izlemiş olduğunuza emin olduğum Alcatraz adasıyla ilgili filmlerden aklınızda kalanlar, şehrin neredeyse her yerinden görebildiğiniz bu adayla ilgili hayallerinizi doğruluyor. Eğer her şeye gözlerinizle tanıklık etmek isterseniz de birkaç gün öncesinden almanızı tavsiye ettiğim biletlerinizle, bu korkunç hikâyeli adaya yolculuk edebilirsiniz. Uzun süre federal hapishane olarak kullanılmış olan Alcatraz Adası, birçok başarısız kaçış hikâyesi ve acı sonlara şahit olmuş zamanında.

san francisko gezi

San Francisco, aynı zamanda deniz ürünleriyle de çok meşhur. Sizler de benim gibi Pasifik Okyanusu’ndan babam çıksa yerimcilerdenseniz; şehrin en meşhur merkezlerinden biri olan Fisherman’s Wharf’a muhakkak uğramalısınız.

Burası, altına hücum sırasında keşfedilen dayanıklı ve estetik görünümüyle kot pantolonun anavatanı. Mucidi Levi Strauss’un (hepimizin bildiği Levi’s) ana koordinasyon binası da aynı zamanda bu şehirde. 19. yy’da gerçekleşen altına hücum ile nüfusu iyiden iyiye karmaşıklaşan Kaliforniya Bölgesi’ndeki San Francisco, Asya Kıtası dışındaki en büyük Chinatown’a da ev sahipliği yapıyor. Gezinizde bu ilginç bölgeye muhakkak yer ayırmanızı tavsiye ederim.

Ben bir şehri her ne kadar turist gibi gezmeyi sevmesem de; artık neredeyse her büyük şehirde var olan kırmızı otobüsler, şehirde ilginizi çekecek ne var ne yok görmek açısından aslında oldukça faydalılar. Körfezin en turistik bölgelerinden biri olan Pier 39’dan alacağınız bu otobüs biletleriyle şehre ilk günden bir göz gezdirmek, sonraki günlerinizde rotayı belirlemenize yardımcı olacaktır.

viktoryen evler

Benim için Büyükada’nın biraz daha büyümüş hali sayılabilecek, San Francisco’nun o meşhur yokuşlarını süsleyen viktoryen tarzı evlerine ‘Painted Ladies-Boyalı Hanımlar’ deniyor. Bu şahane evler, süslenmiş hanımları aratmayan halleriyle görülmeyi hak ediyorlar.

Şehrin renkli tabelalarının, asansörlerinin elektriğini atabileceğiniz harka bir yer olan Botanik park ise binlerce tür bitkisiyle, size sakin bir gün geçirtmeye and içmiş gibi. Hemen yanındaki Japon Bahçesi ise harika diyebileceğim güzellikteki peyzajıyla, en azından bir çay saatini geçirebileceğiniz bir yer. Müzelere meraklı olan tur arkadaşlarınız Asya Müzesi’nde vakit geçirirken, sizler de bu harika doğanın tadını çıkarabilirsiniz.

san francisko gezi

Union Square ve çevresi, tüm dünya markalarının yer aldığı hem bir alışveriş cenneti, hem de modern zaman merkezi. The Market ise, San Francisco’nun, boydan boya yürüyebileceğiniz ve Silikon Vadisi tadında bir rüzgâr estiren meşhur caddesi. Vaktiniz varsa, bu caddeden bineceğiniz meşhur tramvayla ufak bir şehir turu da yapabilirsiniz.

Deniz motorlarıyla ulaşabileceğiniz Sausalito ve Tiburon, benim gibi bir İstanbul aşığına bile pes dedirtecek kadar, İstanbul kokulu küçük sahil kasabaları. Şehrin zenginleri olduklarını tahmin ettiğim zevkli insanların yeri haline gelmiş bu iki küçük kasaba, manzarası ve havasıyla gerçekten de insanı evinde hissettiriyor.

San Francisco, punk modasından bir türlü vazgeçemeyen ve sokak kültürünü benimseyen kimsesizlerle dolu bir şehir. Bizim meczup diyebileceğimiz insanlarla eğlenen ve onları da şehrin bir parçası olarak gören San Francisco’lular, sokağı evi ilan etmiş insanları kendi kaderlerine bırakmış. Birbirinden değişik hayat hikâyelerine sahip ama yine de aynı kadere mahkum olmuş bu insanlarla konuştuğunuzda, size oldukça ilginç ve komik anılar anlatacaklarına emin olabilirsiniz.

Şimdiden iyi eğlenceler…

Fevziye Hazal Yazan

Merve Akdoğan

İstanbul Üniversitesi Radyo TV bölümü mezunu olan Merve Akdoğan, web içerik editörüdür. Moda, Kadın, Stil, Güzellik, Seyahat/Gezi alanlarında içerikler üreten editörümüz, alanında uzman isimlerle röportajlar da yapmaktadır.

Henüz Yorum Yok

Bir Cevap bırakın